1.5M ratings
277k ratings

See, that’s what the app is perfect for.

Sounds perfect Wahhhh, I don’t wanna

ruhumun, en kırgın olduğu dönemdeyim sanırım. en yakınlarıma karşı bile duyduğum bir mide bulantım var. sarf ettikleri tüm sözler boğazımda düğüm olup yutkunuşlarıma her geçen gün engel oluyor. artık tüm bu can yanışlarımda yutkunamıyorum bile. buna bile hakkım yokmuş gibi. yüreğimin karşısında elinde bir bıçak tutan kişilerin uğrunda ölebileceğim kişiler olması o kadar yakıyor ki canımı. onlar duygularımı hor görüyor. midemde büyük bir bulantı yaratan da bu. insan, duygularıyla var olmaz mı? bir insan nasıl olur da tüm bunlar karşısında pervasız olabilirdi? tanrım, canım çok acıyor. lütfen gör beni. hisset acımı. lütfen. her geçen gün yüreğim parçalara ayrılmaya devam ediyor ve güçlü durmaya çalışarak zerrelerini toparlıyorum başkalarının ellerinden. yorgunum. toparlanmış gibi yaparkenki yutkunamayışlarım çok yoruyor. sadece uyumak istiyorum. sonsuz bir uykuya dalmak ve hiçliğe karışmak. her bir zerremle. yüreğimle.

yüreğim dargın. acıyorum. dilimin ucuna gelen tüm kelimeleri geri yutuyorum. ruhum kan kusuyor her suskunluğumda. başkaları acı çekmesin diye kendimi bitiriyorum. konuşmalar, sesler, anlaşmazlıklar karşısında her seferinde yaralanan olmak canımı yakıyor. kimsesiz hissediyorum. göğsümün tam orta yerinde kocaman bir yara taşıyorum. küçük bir çocuk gibi oturup saatlerce ağlamak geliyor içimden. ama boğazım düğüm düğüm hep. yutkunamıyorum. boğuluyorum.

biriktirdiğim kırgınlıklarımı yeri geldiğinde haykırdığımda herkes acımı, hissettiklerimi küçümsedi. hiçbiri benden eksilttiklerinin affını dilemedi. kimse yaşadığım onlarca hayal kırıklığına rağmen acımı görmedi, görmek istemedi. boğazımda düğümlenen her bir yumru, dilimin ucundaki onlarca kelime içimde bir yerlerde kor misali birikti. o korlarla yananlardan geriye bir avuç kül kaldı. o küllerin dumanıyla her gün zehir soluyorum. boğuluyorum. ölüyorum.

kirlendim kirlendim, yıkandım, kirlendim kilitlendim

soydum kendi derimi

tırnak kontrollerini sevmedim hiç aslında

şefkatten uzattım hep ellerimi

yüzüme vuran güneş

saçlarımı öpen rüzgar

siyahıma sarı çalan o yıldızlar

sessiz bi’ kıyametin karnında kayboldular

kaldır kapağı bak, kimler can çekişiyor cennette

kim çoktan ölmüş, kim diri kendi cehenneminde

sustur bütün yerli yersiz havlayan köpekleri içinde

bu karanlık sokaklar yalnız onların değil

artık canımdan çok sevdiğim insanlara bile çoğu zaman tahammül edemiyorum. en çok sevdiklerimin en çok canımı acıtanlar olmasını duvarları izler gibi izliyorum. tepkisizim. sabrımın tükenmemesi için çabalarken kendimi de tüketiyorum. yalnızım. çevremdeki onca kişiye rağmen. zorunluluklar sırtımda gittikçe ağırlaşan bir yük gibi gelmeye başladı ve ben o yükün altında her geçen gün eziliyorum. suskunum. birilerini incitmektense kendimi yaralıyorum içime attıklarımla. güçsüzüm. yaralarımın acısına dayanamayacak kadar, birilerinin kalbini kırmaya dayanamayacak kadar. azalıyorum. birilerinin her geçen gün benden eksilttikleri hislerimle, acıyla.

zihnimin acısı çok ağır gelmeye başladı. çok düşünmekten, yüreğimin de sıkıntısını, acısını zihnime yüklemek dayanılmaz hâle geldi. aldığım nefesler içimi ferahlatmıyor. sanki her soluklandığımda gittikçe batıyorum. bitsin istiyorum. bu sıkıntı, bu acı, bu ağırlık. bitsin. tanrım, zihnimi hafiflet, yüreğimi ferahlat. lütfen. lütfen. çünkü artık dayanamıyorum.

senin için elime her kalem alışımda önümdeki kağıtlar ıslanırdı, kalemim düşerdi, ellerim titrerdi. sonra omuz çıkıntında soluklandığımı hayal ederdim. gözlerimi açmak istemezdim. boynuma düşen ıslaklıklarla ürperirdim. gözlerim kapalı sana sığınırdım. gözlerimi her kapattığımda zihnimdeki silüetine adım atardım. acırdı adımlarım. ama ben koşardım. sonra senin gözlerinin hissizliğiyle acıyan adımlarımla titreyen yer yarılırdı ve boşluğa tökezlerdim. ellerini bile uzatmazdın bana. öylece izlerdin. hem de ruhumu öldürürcesine.